( Rita Hayworth)



Özellikle bekar bayanlar arasında ilk sıralara kadar taşınabilecek en zevkli aktivitelerden biridir. Rahatlık, sorumsuzluk, fırlamalık dileyin ne dilerseniz. İstediğiniz kadar güneşlenebilir,
istediğiniz kadar sürede akşam için hazırlanabilirsiniz. Alkol için
sınırlarınız yoktur, etek boyunuz ya da bikini askınız hiçbir şekilde problem teşkil etmez. İt’s a freedom baby!
Film İzlemek;
En rahatlatıcı aktivitedir. Aksiyon yerine romantik komedilerin yer aldığı bu etkinlikte kavga gürültü olmadan film seçimi yapmanın inanılmaz bir mutluluğu vardır. Çünkü şüphesiz birkaç kız bir araya geldiğinde tek bir ortak nokta vardır; AŞK. Sümüklerimiz aka aka ağlayabildiğimiz yanımızda “teallam ya şimdi ne diye ağlıyorsun puhahaha” tarzında bir hödük tepkiyle karşılaşma olanağımız olmadığı için bir nevi terapi işlevi görmektedir.

Güzelleşme seansları;
Yüzüne noldu? Yoğurt mu sürdün? Hıyar kokuyor burası? Töbe estrafrullah sana bişi olmuş? Tepkilerine maruz kalmadan gerçekleştirilen bir ev aktivitesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kendine yapılınca çok sıkıcı olan ama işin içinde “kızlar” diye hitap ettiğimiz kankalarımızın da olduğunda eğlenceli komik ve yine rahatlatıcı bir seans olarak nitelendirilebilir.
Pijama Partisi;
Desek de bunun alkol alıp deli gibi davranmak olduğunu tahmin edersiniz. Sınır yoktur, kalori fırlaması yaşanır. Cips, çeşit çeşit tatlı, çerez ve vazgeçilmez alkol. Etrafta bir karşı cins olmadığı için sonrasını düşünmeden sınırların zorlandığı, duyguların ve de nefretlerin yerlere döküldüğü bu anın özelliği her kız için ayrı bir zevk taşır. Bu tip etkinlikler de ana tema daime erkekler olmuştur, olmaya devam edecektir.

Alışveriş yapmak;
Bir nevi spordur bizim için. Yanımızdaki alışveriş arkadaşımızdan hızlı davranmak için atak olmalıyız, gözlerimizi açmalıyız ilk biz almalıyız. Beş duyumuzun da aktif olduğu tek aktivitemizdir. Eğer bizim göremeyip, yanımızdaki alışveriş arkadaşımızın görmüş olduğu şeyi beğenirsek kendimize olan kızgınlığımız baş gösterir. Ama eğer ilk ele geçiren bizsek sorun yok demektir, tadını çıkartırız o anın. Bitiş düdüğü çaldıktan sonra (yani kasada ödeme yapıldıktan sonra) ise bu nadide spor dalının tatlı yorgunluğu ile hayatımıza mutlu mesut devam ederiz.
Dedikodu yapmak;
Ne yapalım doğamızda var, bir dedikodunun yaklaştığını şaşırtıcı bir şekilde ön görebiliriz. Göz bebeklerimiz büyür, ağızda salgılanma artar. Dedikodu derecesine göre kalp atışlarımız bile hızlanır. Sanılanın aksine konu sevdiğimiz sevmediğimiz insanlar diye asla ikiye ayrılmaz. Önemli olan dedikodudur, saatlerce konuşabiliriz, “o da vardı” , “ayrıca bir de şöyle olmuştu diye” başlayan cümlelerin ardı arkası kesilmez.

İç gıcıklayıcı bir ses, 50’lerden fırlayıp gelmiş bir tını, ritimlerden oluşan yeni bir dünya. Yaşına, başına bakmadan büyük bir adam olan Paolo Nutini karşınızda…
Kişisel bilgilere gelmek gerekirse; Beyimiz İskoçya’lı, daha doğrusu anne İskoç baba İtalyan. Olağan dışı bir melez olarak dünyaya gelmiş yani. Henüz 23 yaşında, yakışıklı kesinlikle değil fakat inanılmaz bir karizmaya sahip. Albüm satışları sayesinde iki tane de platin plağa sahip. Aylardır favori şarkıcım olarak listemde ilk sırada yer alıyor. Çoğu arkadaşıma tavsiye etmek yerine direk dinlettiğim, bir nevi marka temsilcisi olduğum arkadaşı sizlerle de tanıştırmak istedim.

Sıradan bir gün, kendisine radyoda ilk denk geldiğimde o sırada yanımda olan annemin bile dikkatini çekecek kadar büyük bir yetenek bu delikanlı. Dinlediğinizde gözünüzde böyle yaşını, başını almış sakallı göbekli fötr şapkalı bir insan canlandırmanıza neden olan bir sesi var.
Ayrıca popüler teenage kesiminin hala dikkatini çekmemesinden kaynaklı bende çok büyük bir değer yaratmakta. ( Mesela bu yoğun ilgiden dolayı Edward Cullen hayranlığım içimde ukte olarak kalmış, yok olmaya mahkum olmuştur)

İlk olarak “ Pencil Full Of Lead ” … en az üst üste 3 kez dinleyeceğiniz garantisini veriyorum, eğer zevkler ve renkler tartışılmaz kısmı oluşursa onu da bir başka postta karşılıklı seve seve tartışabiliriz.
“ Candy ” , “ No Other Way ”, “ Coming Up Easy ”, “ These Streets “, “ New Shoes “, “Jenny Don’t Be Hasty “ , “ Last Request ” … dinleyin, kulaklarınızın pası silinsin!
Demedi demeyin, bu adam ileride bir efsane olacaktır!

Uzun zamandır bir post yazamadığımı fark ettim, ee malum finaller, mezuniyet derken “kafa kaşıyacak zaman” dilimi pek yaratılamıyor. Haber Eylül’ le işimiz bittiğine göre ellerim kaşınmaya başlayınca dayanamadım başladım yazmaya. Bundan sonra da sık sık vakit bulacağımı düşünüyorum, ne de olsa işsizler kervanına ben de katıldım L
Evet, ben de artık diplomalı işsiz bir şahsım. Çok güzel bir duyguymuş, aidatlık duygunuz yok oluyor, peki şimdi ne olacak? sorusu yeni gündem maddeniz haline geliyor, böyle bir bunalım eşiği ile amaaaan gez toz eğlen başka yapabileceğin bir şey yok hali arasında gelip gidiyorsun, hayır atlı da kovalamıyordu ki neydi okulu bitirmek için acelem diyip kendine saatlerce kızıyorsun. Belki de en kötüsü yeni bir dönem kapısında paspasın önünde dikilmek zorunda olman. Ne geri gidebilirsin ne de ileri, öylece duruyorsun. İş yok, güç yok…yok oğlu yok yani.
Kısaca yeni sloganım; No wonder,
No hope,
No cash…